Hizb-ut Tahrir’e Atılan İftiralara ve Yapılan Karalama Kampanyalarına Reddiye!

Hizb-ut Tahrir Beyanları

Rusya’daki Terörist Birimlerin, Davet Kampanyasına Yönelik Saldırıları İfşa Olmuştur

M. 26 Haziran 2011

Rusya rejimi, 2003 yılında terörist bir örgüt olduğu nitelemesi gerekçesiyle Hizb-ut Tahrir’i yasaklamıştı. Bu niteleme, Rusya rejiminin Rusya’nın çeşitli bölgelerinde ve şehirlerinde Hizb-ut Tahrir şebabı ve şebabatının davet kampanyalarını bastırmak için sürekli kampanyalar başlatmaya kalkıştığındaki ayıbını örtmek için olan bir kılıftan öte bir şey değildir. İnsan Hakları Örgütleri ile hukukçu avukatların, gözden geçirilmesi ve yasaya aykırı olduğu için Yüksek Anayasa Mahkemesi tarafından verilen yasaklama kararının gerekçelerini görmeyi talep etmelerine rağmen o, bu gerekçelerin ortaya çıkmasını reddetmiştir. Bu hiçte şaşırtıcı değildir. Nitekim İslamî Hilafeti kurarak İslam ümmetini kalkındırmaya dönük çabasında 1953’den bu yana faaliyet gösteren Hizb-ut Tahrir, fikrî ve siyasî çatışmasında hiçbir maddî eylemde bulunmaksızın İslam’ın Resulü Muhammed [Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem]’in metoduna bağlı kalmaya söz vermiştir. Hizb-ut Tahrir’in bu metodunu, dost düşman herkes bilmektedir. Hizb-ut Tahrir / Rusya, 25 Mayıs 2011’de sürekli davet kampanyasını bastıran Rus Stalinist rejime dönük bir dizi silsileyi ifşa eden bir beyan yayınlamıştır. Zira Stalinist birimler, son zamanlarda aşağıdaki uygulamaları gerçekleştirmişlerdir...

 

Tam Metin

 

Türkiye Vilayeti Beyanları

Demokratik Küfür Sisteminin Seçimlerine Katılmak, Şer’an Haramdır ve Sömürgeci Kâfirlerin Şerir Planlarına Ortak Olmaktır

M. 08 Haziran 2011

12 Haziran 2011 Pazar günü, Türkiye’de milletvekillerini belirlemek üzere genel seçimler düzenleniyor. Hayatın her alanında Allah’ın razı olduğu şekilde yani İslâmî hükme uygun hareket etmek her Müslüman için kaçınılmaz bir vazife olduğundan, Allah’tan hakkıyla korkan, Ahiret Günü’nün hesabından çekinen takvalı Müslümanların bu meseleye karşı takınması gereken tutumun açıklanması elzemdir. Meselenin şer’î hükmüne değinmeden evvel, siyasi ve sosyal yönlerine bakmak gerekirse özetle aşağıdaki hususlar görülür: 1. Seçimler, demokratik sistemin işleyişi ve vakıası gereği kaçınılmaz bir şekilde ortaya çıkan krizlerinin ârızî çözüm üsluplarından biridir. Demokratik sistemlerde çözüm, sorunun giderilmesi değil, tarafların uzlaştırılmasıdır ve seçimler işte bu çözümsüzlüğün aracıdır. 2. İddia edilenin aksine demokrasi seçimlerden ibaret değildir. Kokuşmuş bu küfür sistemini, Müslüman ümmete süslü göstermek için kasıtlı ve devamlı olarak “demokrasi seçimdir”, “oy kullanarak demokratik hakkımızı kullanıyoruz”, “oyunuzu kullanın, yönetime ortak olun” propagandası yapılmaktadır ki bu apaçık bir saptırmaca, katıksız bir yalandır. 3. Partilerin seçim yarışı; çılgın vaatlere, desteksiz projelere, duyguları okşayan demagojilere, halka şirin gözükmeye dönük toplum mühendisliğine, image-maker mahsulü göz boyayıcı taktiklere, birbirlerini aşağılayan seviyesiz atışmalara ve hatta provokatif şiddet olaylarına dayalıdır...

 

Tam Metin

 

Türkiye Vilayeti Resmi Sözcülüğü Basın Açıklamaları

Türkiye Vilayeti Resmi Sözcüsü
Yılmaz Çelik
Yılmaz Çelik

Erdoğan Hükümeti’nin Seçim Sonrası İkinci İcraatı: Yine Hizb-ut Tahrir’e Operasyon!

M. 11 Temmuz 2011

24 Haziran 2011 tarihinde başta Ankara olmak üzere, pek çok ilde Hizb-ut Tahrir’e karşı düzenlenen operasyonlar henüz sıcaklığını korurken Yine 04 Temmuz 2011 tarihinde başka bölgelerde Hizb’e karşı operasyon düzenlenerek bazı gençler gözaltına alındı, bir kısmı serbest bırakılırken diğerleri tutuklandı. Düzenlenen bu operasyonların Hizb-ut Tahrir’i yok edemeyeceği veya çökertemeyeceği açıktır. Kararlılığını ve azmini kırmayacağı da kuşkusuzdur. Hedefinden saptıramayacağı, Allah Subhânehu’nun buyurduğu gibi eziyetten başka hiçbir zarar vermeyeceği kesindir. Üstelik bu operasyonlar hiçbir yasal ve hukuki gerekçeye dayanmamakta, gözaltına yapılan suçlamalara hiçbir somut delil gösterilememekte, tamamen keyfi uygulamalarla Müslümanlara gözdağı verilmeye çalışılmaktadır. Son dönemde Türkiye’nin yaşadığı değişim süreci, görünen o ki birtakım odaklara hiç ders olmamış. Düne kadar diktatörlük politikalarıyla, despotlukla, pervasızlıkla işlenen cürümlerin sahiplerinin dokunulmazlıkları tek tek kalkarken, elebaşları birer birer sindirilirken ve bütün bunlar aylardır medyanın başlıca gündem maddesi iken, halen daha böylesi hukuksuzca, mesnetsizce, pervasızca, haksızlıkla şiddetten uzak fikri-siyasi çalışmalar yürüten yüksek kültürlü, lider ve İslami şahsiyetleri hedef alma cüreti görülebilmektedir...

 

Tam Metin

 

Diğer Resmi Sözcülüklerin Basın Açıklamaları

HT Resmi Sözcüleri

Güney Sudan Heba Olmuştur Dolayısıyla Muhlislerin Duyguları Mücrimlerin Duygularıyla Çelişmektedir

M. 09 Temmuz 2011

09.07.2011 günü, Sudan Devlet Başkanı, parti liderleri ve temsilcilerinin de hazır bulunduğu Cuba şehrinde, Müslümanların topraklarının değerli bir parçasının bölünerek orada kafir Batı’nın üvey kızı olan Yahudi devletçiğinin gözetimiyle yönlendirilen Nasranalik renginde bir varlığın kurulduğu ilan edilmiştir. Bu ilanla (Amerika ve Avrupa’nın) olduğu kafir Batı, evlatlarının eliyle uyguladığı Sudan’ı parçalamaya dönük planlarının temel taşlarını döşemeyi başarmış olmaktadır. Hükümet ile bu ülkedeki mevcut politikacıların, emanet ettikleri ülkelerinin birliğini koruma hususunda ifrata kaçtıkları bu günde bu azim İslam ümmetinin muhlis evlatlar yas tutmuştur. Zira onlar, emanete hıyanet etmişler ve bütün gafletleriyle ifrata kaçmışlardır. Hizb-ut Tahrir/Sudan Vilayeti olarak bizler, bu iğrenç ilan bağlamında deriz ki: Birincisi: Bizler, Müslümanların tertemiz kanlarıyla sulanan İslamî topraklar hususunda ifrata kaçmayacağımız için 09.07.2011 günü, yas günü olacaktır. Şüphesiz bizler bu yası, Hilafet’in kurulması için itici güç yapacağız. Zira Müslümanların topraklarını ve kanlarını koruyacak olan bizzat Hilafet’tir. Nitekim Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], şöyle buyurmuştur: إِنَّمَا الإِمَامُ جُنَّةٌ İmam [Hailfe], ancak bir kalkandır....

 

Tam Metin

 

Diğer Vilayetlerin Beyanları

Ulusal Diyalog Konferansı: Suriye Rejimi, Reforma Dönük Görüş ve Düşüncesini Dayatarak Halkını Katlettiği Cürmüne Bir Cürüm Daha Eklemek İstemektedir

M. 11 Temmuz 2011

10.07 günü Şam’da, “Suriye Muhalefetiyle” iki gün boyunca bir danışma toplantısı yapılmış ve buraya, Beşar Esad’ın son konuşmasında söz verdiği ve bir sonraki aşamanın devam eden başlığı diyalog olup Suriye’nin bütün geleceği bunun üzerine inşa edilecektir şeklinde nitelendirdiği Ulusal Diyalog için bir takvimin belirlenmesi amacıyla Devlet Başkanı yardımcısı Faruk eş-Şara’nın başkanlığındaki “Ulusal Diyalog Heyeti de” çağrılmıştır. Nitekim bu göstermelik diyalog tiyatrosu ile bu rejimin ve iddia ettiği reformların sahteliğini gösteren bazı gerçekleri ifşa etmemize zemin hazırladığı gibi devrilmesinin gerçekleşmesi gerçekten çok yakın olan rejimin ulaştığı kördüğümün boyutunu da ifşa etmemizin zeminini hazırlayan danışma toplantısının düzenlenmesi faslı, yönetimde kalmak için bu tür konferanslarla mücadele etmek içindir. Bu konferans, kanlı güvenlik çözümünü dayatan rejimin başarısız olduğu, halkına karşı olan bütün güvenini kaybettiği, şehirleri muhasara altına almayı sürdürdüğü ve buraları tanklarla ve bombalarla bombalayıp darmadağın ettiği, ülke halkına vahşi bir şekilde dahası onları katletme yöntemindeki bir kinle katliam uyguladığı bir atmosferde gerçekleşmiştir. Hatta katlettikleri kimselerin sayısı şu ana kadar yaklaşık 1400’e ulaşmış, 14000 kişi tutuklanmış ve on binlerce kişi ülke içine ve dışına göç etmiştir… Nitekim bu rejim, sadık bir imanla, çıplak göğüsleriyle ve aşağılanmayı reddeden nefisleriyle emniyetine ve hortlaklarına karşı koyan ve kendisine karşı korku engelini kıran silahsız halkına karşı bir savaş ilan etmiştir…

 

Tam Metin

 

Medya Büroları Yayınları

HT Medya Temsilcileri

Otorite Adlı İşgale Dönük Güvenlik Projesi Yahudi Yerleşimcileri Korurken İslamî Hilafete Çağıranlara Savaş Açmaktadır

M. 02 Temmuz 2011

Hizb-ut Tahrir şebabı ile onun destekçileri, hizbin Filistin’deki Hilafet Devleti’nin doksanıncı yıldönümünü canlandırmaya dönük çağrısına takvalı azimleri ve ayaklanmacı ruhlarıyla karşılık vererek Müslüman ülkelerdeki ayaklanmaları selamlayan çığlıklar atıp köklü bir değişim ve Kerim Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in müjdelediği Nübüvvet Minhacı Üzere İkinci Raşidi Hilafeti kurmak olan amaçları gerçekleşinceye kadar ayaklanmalarını tamamlamaları için onları desteklediler. Filistin otoritesinin, hizbin Ramallah’taki merkezî yürüyüşünü yasaklama kararından sonra hizbin şebabı otoritenin kanunlarını ayaklar altına alıp ona ayak direyerek Kalkilya, Cenin ve Kuzey Tulkerim’den Nablus, Beyt Lahim ve Güney Halil’ e kadar Batı Şeria’nın ana şehirlerinin sokaklarında dolaştıkları altı yürüyüş başlattılar. Buna, yoğun güvenlik güçlerine rağmen bir kısmını Ramallah’taki el-Manar Meydanı’nda ifade ettikleri basın açıklamasını da eklediler. Ne Filistin içerisindeki yönetici kılıklılar nede Müslümanların kanlarıyla besledikleri güvenlik birimleri içerisindeki evlatları, bir gün olsun ümmetin gerçek yöneticilere dönük verdiği dersi anlamamıştır. Bilakis otorite, hizib düzenlenmesi ve bildirim sunulması için talep edilen kanunî icraatları almasının ardından hizbin Filistin’deki Medya Bürosu üyelerinden biri tarafından kendisine bildirildiğine göre yürüyüşün izinli olduğu bilgisini veren başkanının sözünü yalayıp yutmuştur. Fakat otorite, yeni olduğunu iddia ettiği kendi kanununu ayaklar altına alarak Yahudiler ile güvenlik otoritesi adlı bu projeyi önemseyen ve Hilafet isminin zikredilmesinden dehşete düşen Amerikalı efendileri tarafından gelen büyük talimatları uygulamıştır...

 

Tam Metin